Aklıma gelen başıma geldi.
Başım yarıldı, aşım soğudu, yine iştahsızlık elinde oyuncak etti açlığımı.
Artık kartopu oynamak istemiyorum ellerim dondu.
Türlü saklambaç oyunlarından gözlerim yoruldu.
Nerdesiniz güven abideleri (he) cesaret haylazları? Gösterin bana altmışikiden tavşan yapan 
hokkabazları. Belirleyin karşımda durabilecek tüm küfürbazları.
Demirden mızraplarla kırdım sazları.
Deştim böğrümden kıyamadığım hazları. Verin bana yazları İlahi merhamet sarayı; Ya Hannan! 
Sensin Rana, sensin Mana, sensin Rahman, sensin Canan!
Ruhum işgalden kurtulmaz, vatan infilak eder alev ateş volkan, hislerim kırık var. 
Püskürüyor üzerime lav! Kıvılcım korlar! Elimdeki bir avuç dolusu su ile sönmez bu yangınlar.
Ben bir sırra sahibim, hayat uykusuna yatmış.
Ben çok dosta sahiptim, güvensizlik içine batmış.
Şahit olduğum birileri mutluluğu parayla kapmış!..
Bakışlarımda kara ifade,istifade edilemeyen o masumiyetim, yüzünde meymenet
göremediğiniz tüm liriklerimle bir bütün ben,tüter tütün yazar çizer stilo.sadakatim gömüldü
dilime. sus!…dedirtmedim. kus!… günahların sevabı bulunamaz yunus.Prangalarda raks
ederken ağlamaklı bakışın öncüsü, kısır döngüsünde tanıdık her bir muhterem cılız bitki
örtüsünde,tanıdık her bir muhterem cılız bitki örtüsünde. civarda depremin korkusu ve
bilgilerini yokla,fazla soru da sorma zaten halim kalmadı, hasta adamı yatağa yatırın artık,
bin asırlık bekçi ülkemin damarlarında kan bırakmadı, bazı bazı bazılarımız,tepeden
izlerken kakılmışları, çalınmış hırsları,sessiz yalvarışlarını duy gözlerimin,bak hadi!!!…
Sönen mumun emanetiydi gözüme sanki karanlık,
Dönen şu dünya sanki taş ve biz içinde çorbalık,
Katıksız iyiyi bulana dek mi sürecek tek devamlılık beddua,
Kötüyü servis edene sordum, biz doğarken dargındık,
Hoş seda duyun sabah bir martı uçurun gökyüzünden,
Hediye edilen günlerinde bir duacı ol uluya anlaşılmadan kapanmasın,
O gözlerin sulanmasın darbeler yesen de yüreğine affetmek en asil intikam,
Varsa bir duvar dayan, yoksa bir duvar yarat,
Karanlık olduğunda mumdan bir güneş yarat,
Kanatların kırılmasın, umutların nicesi 24 karat,
Belki talan olan o manzaran tedavi acizi,
Ya belki kalanı hür tutan ümit tebessümünde yaralı kim bilir ?
Ser sefilse duygular, ömrün yarısı yalpalar,
Zamanda doğar o anlar ya da bir anda yok olurlar,
Kalleş olsa dahi bir an için o yadigar dostlar,
Etme ses ve affet, bir gülücük haşlar,
Gözlerinde damla yaş var ?
Bir hüsran aldı can hicranla kanar…